Merhaba,

Sizinle bu sefer, y kuşağı ve değişen pazarlama sistemleri üzerine bir yazı paylaşmak istiyorum. Yani sosyal medya öncesi pazarlama ile şimdi günümüz pazarlamadan bahsetmek istiyorum. Umarım keyif alırsınız.
Dünya son 10 senede şimdiye kadar görülmemiş bir hızla gelişti ve değişti. Ebeveynlerimiz; “Bizim zamanımızda tek bir kanal vardı. Trt. O da günün belirli saatlerinde açık olurdu.” dediğini çok duymuşsunuzdur. Haklılar. Ama artık onunla övünme zamanı değil. Devir, hız devri. Bugün yaptığınız bir yatırımı dijital, sanal ortamda çok kısa süre de parlatıp bir yıldız haline getirebilirsiniz. Aynı şekilde çok iyi bir fikri, dijital medyayı kullanmayı gerek görmeyip, ya da doğru kullanmayıp, çöpe atabilirsiniz.
Unutmayalım ki; Dönem, internet dönemi. Hız dönemi. Neredeyse her ay dizilerdeki oyuncuların elindeki telefon değişiyor. Her ay bir telefon firması, büyük dizilere son çıkardığı telefon modeli tanıtımı için sponsor oluyor. Sanal alem üzerinden her an, onlarca reklama maruz kalıyoruz.
Bir nesil düşünün ki, elinde telefon ile nefes alabilen, elinden telefonunu, tabletini ve bilgisayarını alınca nefessiz kalıyormuş gibi hissediyor. Gelişen teknoloji, genç nesli bu konuma getirdi. Artık herkes yolda yürürken elinde telefon başı aşağı eğik halde yürür oldu. Yolda telefona bakmaktan düşen kaç kişi gördüm size anlatamam. Dünyada -içine beni de alan- ‘y kuşağı’ diye adlandırılan bir nesil oluştu. 1980’lerin başı ile günümüz kuşağı olarak adlandırılan bu kuşak, artık teknolojiyi yenilik olarak görmekten çıkmış durumda. O gençler, artık teknolojiyi hayatlarının bir parçası, olmazsa olmazı olarak görüyor.
Fatoş Karahasan’ın yazdığı ‘Taşlar yerinden oynarken, dijital pazarlamanın kuralları’ adlı kitabından bir alıntı yapayım. Bu dünyada sanal alemin ne kadar hızla geliştiğinin bir göstergesi.
Dünya Düzdür kitabının yazarı Thomas Friedman son yıllarda meydana gelen sosyal değişimleri şu esprili paragraf ile dile getirmiş;
“Facebook ortada yoktu. Twitter bir kuş sesiydi ( twitter’ın sözlük anlamı, kuş sesidir.), bulut gökyüzündeydi. 4G bir park yeriydi. Linkedin bir hapishane, aplikasyon okul başvuru formu, Skype pek çok kişi için yanlış yazılmış bir sözcüktü. Son altı yılda hepsi değişti.”
Y kuşağı artık hızlı olmak istiyor. Birileri kendileri için konuşsun, plan yapsın, onu bir şeye zorlasın istemiyor. Y kuşağı gelişen teknolojiyi özgürlük olarak görüyor ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına ciddi tepkiler veriyor. Şimdi düşünün, bir firmanız var ve marka olmak istiyorsunuz. Ancak y kuşağının dikkatini çekecek hiçbir çalışma yapmıyorsunuz. Pazarlama metodu olarak, gazetede, dergi ve televizyon olarak görüyorsunuz. O halde siz kaybetmeye mahkum haldesinizdir. Bugün olmasa da gelecek 10 sene içerisinde hazırlıklı olun, firmanız yok olma aşamasına gelecek. Çünkü y kuşağı, kendilerini anlayan, yaşamlarına katkıda bulunacak değerler sunmayan ve ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetler sağlamayan kişi, kuruluş ve markadan uzak duruyor. Ünlü yazar, Kit Yarrow ve Jayne O’Donnell, y kuşağının en belirgin özelliğini hız güç ve kendine güven olarak tanımlıyor. İstedikleri şeylere kolay erişebilmek istiyorlar.
Şimdi marka olarak düşünün, y kuşağı için ne kadar varsınız? Geleceği belirleyecek olan grup sizi ne kadar tanıyor. Verecek cevabınız yoksa, üzgünüm kaybetmek üzeresiniz. Rakipleriniz onlarla buluşup ilerlemeden koşmaya başlamalısınız. İlk iş olarak firmanıza uygun sosyal medyada yoğunlaşın. Facebook, Twitter, İnstagram, Youtube, Foursquare, Swarm, Linkedin, Pinterest, Behance, Tumblr vs hangi sosyal medyanın size ve ürününüze daha iyi tanıtım imkanı sağlayacağını araştırın. İnsanlar sizin hakkınızda nerede daha çok konuşur, yorum yapar bunları hesaplayın. Unutmayın dijital dünyada artık hedef kitleniz, sizin söylediklerinize inanmayı bırakın, dinlemeyi bıraktı. Artık onlar için önemli olan kendine benzeyen kişilerin, yaptıkları paylaşım ve yorumlar. Değerlendirmeler. Artık markanızı insanlaştırın. Sosyal medyada daha çok insan ile konuşun. Size sorular sormalarını sağlayın. Unutmayın ki; sizi konuşmaya değer bulanlar sizi tercih ederler.
Mesela cafe restoran sahibi iseniz, Facebook, Swarm, yanında Twitter hesabınız olsun. Oradan insanlar ile konuşun. Müşterileriniz, Facebook ve Swarm da yer bildirimi yaparken, sadece markanızın adından bahsetmesin. Onlara imkan verin, oturdukları mekanın fotoğrafını paylaşmak yerine, mekanın kendisini görmelerini sağlasınlar. Müşteri yer bildirimlerinde sanal turunuzun yer alması sizi binlerce insana ulaştıracaktır.
Aynı şekilde tekstil işi ile uğraşıyorsunuz. Bırakın düz klasik fotoğraflar ile ürünlerinizin tanıtımını yapmayı. Gençler internet alışverişinde alacakları ürünleri detaylı incelemek hissetmek istiyor. Klasik fotoğraflar ile o gençlere yetemiyorsunuz. Sanal ürün uygulaması ile ürünlerinizi daha doğru daha etkili şekilde hedef kitlenize ulaştırın. Onların bu çalışmaları sosyal medya hesaplarından paylaştıklarında genişleyecek hedef kitlenizi düşünün.
Unutmayın ki; genç nesil, hoşuna giden ve fayda sağlayacak şeyleri paylaşmaktan hiç kaçınmıyor.

İşletmeniz ne olursa olsun, sanal tur, sanal ürün lüks değil gelecek için bir ihtiyaçtır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: